TANZİMAT AYDINI PROTOTİPİ

0
96

1789 Fransız İhtilali’ne kadar Avrupa kaynaklı reformlar Osmanlı tarafından fazla ilgi görmemiştir. 14. ve 15. Yüzyılda hem Asya’da hem de Avrupa’da büyük bir imparatorluk konumuna gelen Osmanlı, Avrupa’nın geçirdiği değişimlere karşı ihtişamlı bir devlet olduğu için hamasi duygular ile hareket etmiştir. Fakat Osmanlı yaşanan bu değişimlerden etkilenmekten kaçamadı. Fransız İhtilali’nin getirdiği ‘milliyet’ kavramı Osmanlı’nın muvazenesini bozacak bir saika olarak ortaya çıkmıştır. Bu ihtilalin etkileri Osmanlı’ya III. Selim zamanında nüksetmeye başlamıştır. Padişah III. Selim’in planlarında yer alan Batı tarzı reformlar ondan sonra tahta geçen II. Mahmud döneminde vücut bulmuş, bu dönemde tercüme odasının kurulması ve yeni çeri ocağının kaldırılması ile Tanzimat’a giden süreç hız kazanmıştır. Osmanlı’nın modernleşmesi için bu süreç çok mühimdir. Klasik Osmanlı aydını yanında Batılı tipte düşünen aydınların çıkışı bu döneme denk gelir.

‘Tanzimat aydını’  dediğimiz kavramı ele almadan evvel, Tanzimat Fermanı neyi istinaden var olmuş onu kavramak lazım gelir. Bu ferman 3 Kasım 1839 yılında ilan edilmiştir. 19. Yüzyılda Osmanlı’nın ahvalini bulunduğu seviyeden daha ileri yani Batılı devletlerin ilim ve teknikte gerçekleştirdikleri ilerlemeye ulaşma amacı güdülerek hazırlanmış bir fermandır. Mevzuyu iki yönden incelediğimizde ulaştığımız neticenin ilki Avrupalı devletlerin, Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmasının önüne geçmeye çalışmak, Mısır sorununun çözülmesi ve de Boğazlar Meselesi’nde Osmanlı’ya destek olunmasını sağlamaktı. İkincisi Osmanlı’nın siyasi, askeri, ekonomik ve toplumsal normlarının bozulması devleti bir çıkmazın içine sokmuştur. Bu vaziyet Osmanlı’yı iyice zayıflatmış ve yıkılışa dahi sürüklemiştir. Deneyimli bir paşa olan Mustafa Reşid’in hazırlamış olduğu bu ferman devleti ve toplumu ‘demokratik’ bir şekle sokmak ve devletin içinde bulunduğu kötü vaziyetten kurtarmak maksadı taşımaktadır. Bu dönemde Osmanlı’da görülmemiş ıslahatlar ve reformlar gerçekleştirilmiştir. Mustafa Reşid Paşa dönemin Hariciye Nazırı idi. Burada Tanzimat aydını prototipi oluşturduğumuzda Hariciye Nazırı olmasının önemi büyüktür. 19. Yüzyıl’da hukuki, siyasi ve askeri alanda Fransa’nın örnek alındığını görmekteyiz.

Mustafa Reşid Paşa ise Avrupa’ya gönderilen ilk kişilerdendir. Paris’e gitmiş ve oranın kültürünü, hukuk sistemini, askeri alanda gerçekleştirilmiş yenilikleri yakından takip etmiştir ve II. Mahmud’a bu konularla ilgili layıhalar sunmuştur. Buradan hareketle ‘Tanzimat aydını’ kişilerin Avrupa görmüş kimseler olduğu sonucuna varırız. Dönemin diplomasi dili Fransızcadır. Dolayısıyla Tanzimat aydınlarının gittikleri yerin lisanına da hakim olması gerekir. Bu tarz fikirlerin yahut izlenimlerin kuvvetli olabilmesi için iyi eğitimli, kişinin kendisini geliştirmeye açık ve yenilikçi düşünce yapısına sahip olması gerekir. Reşid Paşa düzenli bir eğitim görmemiş ancak kendisini geliştirmiştir ve devlet adına önemli görevlerde yer almıştır. 19. Yüzyılda Osmanlı’da bürokrasi sınıfı yükselişe geçmiştir. Çünkü savaşlardan zararla ayrılan Osmanlı diplomatik ilişkiler kurmaya yönelmiştir. Paris’e giden Reşid Paşa da tahlil, gözlem ve analiz yeteneğinin de bulunması gerekliydi. Paşa Paris’te bulunduğu süreçte batılı düşüncelerden de etkilenmiştir. Bakıldığında Osmanlı’nın batılı düşüncelere göre şekillenmesi oralara giden paşaların gözlemlerine ve batının gelişmesi Osmanlı’nında bu sürece ayak uydurmak zorunda kalması temeline dayanır. Araştırmalarım doğrultusunda insanların yıllardır alıştıkları sistemi değiştirip onlara yeni fikirler üzerine dayalı bir sistemi empoze edebilmek çok büyük bir özveri gerektirir.

O dönemlerde endişeli bir tebaayı teskin edebilmek oldukça zordu. Tanzimat aydını dediğimizde aydın olan kişinin meraklı, ilgili, yenilikten korkmaya ve farklı görüşlere açık olması önemli niteliklerdendir. Çünkü 19. Yüzyıl Osmanlı kafa yapısında ‘Kanun-i Kadim’ i’ destekleyen bir kesimde vardı. Tanzimat aydını olan kişiler artık bunun mümkün olmadığını ve bir şekilde değişimin gerçekleşmesi kanısında idiler.  Elbette bu yapılanla birçok aksiliği de beraberinde getirmiştir. Örneğin yargı sisteminde yapılan ikilik hatasıdır. Baktığımızda karma mahkemelerin yanında şer-i mahkemelerde varlığını sürdürmüştür. Bu yapılanla çok uluslu olan Osmanlı’ya terstir. Günümüzdeki hukuk yapısının temelleri Tanzimat aydınları tarafından atılmıştır. Yapılan hatalar daha iyiye gitme fırsatı sunmuştur. Fakat Osmanlı son yıllarında içine düştüğü kötü durumdan kurtulamamıştır. Tanzimat aydınları harekete geçmeseydi Osmanlı için değişim gecikebilirdi. Batılı tarzda düşünebilmek, batılı eserleri okuyabilmek, farklı bir lisan öğrenebilmek, yenilikleri yakından takip edebilmek ve bunu kendi devletine empoze edebilmek anakronizim hatasına düşmeden dönemin şartları bağlamında ele aldığımızda gerçekten zor ve büyük bir çaba gerektirdiğini görmekteyiz. Tanzimat aydınları günümüzde ilerleyen sisteme yön veren kişilerdir.

Sonuç olarak ‘Tanzimat aydını’ dediğimiz kişi nitelikli, meraklı, lisan bilen, Avrupa görmüş, tahlil- analiz kabiliyeti olan, eğitimli, okur-yazar, yenilikten korkmayan kişiler olmalıdır.

Yağmur KÖFTER

Bartın Üniversitesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here