TALAS SAVAŞI VE SONUÇLARI

0
104

ÖZET

Talaş Savaşı Türk Tarihi bakımından ayrı bir yer tuttuğu gibi Kırgızistan tarihi bakımından da ayrıca bir önem taşımaktadır. Çünkü bu savaş bugünkü Kırgızistan ve Kazakistan topraklarında gerçekleşmesi ayrıca bir özellik taşır. Aslında 751 yılın da gerçekleşen savaş bu topraklarda yapılan ikinci bir savaştır. Talas Savaşı tarihçiler tarafından çok önemli olarak kabul edilse de çok araştırılmamış, çok az değinilmiş bir konudur. Bu yüzden tarih kitaplarında kısaca yer almaktadır. Bundan dolayı da bugünkü neslin bu tarihi olaydan çok az bilgisi olduğu aydan açıktır. Biz bu çalışmada Talas Savaşının cereyan etme sebebini, sonuçlarını ve tarihi önemini vermeye çalışacağız.

Anahtar Kelimeler: Talas Savaşı, Türkistan, İslamiyet,

GİRİŞ

Talas Savaşı’nın ortaya çıkmasının sebebi Çin’in Batı’ya yönelik jeopolitik iddialarıysa, Arap Halifeliğinin de dini ve bölgesel meselelerinden oluştuğu muhakkaktır. Bu iki büyük imparatorluğun arasında yapılan kanlı savaş Talas nehri civarında Atlah denilen yerde 751 tarihinde cereyan etmiştir. Atlah o dönemde Talas nehri kıyısında bulunan Türgeşler’in önemli şehirlerinden biriydi. Orta Asya’da Türk tarihi ve kültürü hakkında araştırma yapan Prof. Dr. Bahaeddin Öğel’in bahsettiği gibi Talas veya Taraz şehri Orta Asya’da yerleşik İslam kültürü ile göçebe Türk boyların birbirinden ayıran en önemli bir merkezdi. Savaş da burada yapıldığından dolayı o bölgenin adından Talas (Atlah) savaşı olarak adlandırılmıştır.

Türgeşler bu dönemlerde Talas-Çu-Issıkgöl (bugün her biri Kırgızistan’da ayrı ayrı bölgelerdir) sahasında oturuyorlardı. Türgeşler’in başında Su-lu Kağan bulunuyor ve Araplar’la mücadele ediyorlardı. Küteybe b.Müslim’in Maveraünnehir’i fethetmesi, Batı Türkistan’a düzenlendiği seferler bölgenin siyasi hayatında önemli değişikliklere sebep olmuştur. Emevi halifeleri, sadece İslamiyet’i yaymak maksadıyla değil, aynı zamanda arazi fethetmek maksadıyla da yayılma politikası güdülüyorlardı. Yayılma yönlerinden birisi de Türkistan bölgesi olmuştur. Türkistan bölgelerine yayılmak aynı zamanda Çinlilerin de hedefiydi. Türkistan bölgesi, Hunlardan itibaren Türkler ve Çinliler arasında nüfuz mücadelelerine sahne oluyordu. Bu ülkede kurulmuş olan Türk devletlerinin zayıflaması Çin’in harekete geçmesine zemin hazırlıyordu. Bu arada Arap Hilafeti’nde iktidar değişikliği yaşanıyor. Abbasiler iktidara geldiğinde Batı Türkistan da yeni bir siyasi ve askeri güç olan Çinliler’le karşılaşmış oldu.

Talas Savaş’ının çıkış nedenleri

738 yılında Türgeşlerin hükümdarı Su-lu Kağan’ın öldürülmesi ve Türgeş devletinin iç karışıklıklar sebebiyle zayıflaması üzerine  İli vadisi ve Isık-Göl çevresinde yavaş yavaş Çin nüfusunun hissedilmeye başladığı görülmektedir. Çin, Tibet tehlikesinin bertaraf edilmesinden sonra Türklerin bu kötü durumlarından faydalanarak Maveraünnehir’de hakimiyet kurma teşebbüsünde bulunur. Kao Hsien-chih komutanlığındaki Çin ordusu 747’de batıya doğru ilerler. İlerlerken de bölgedeki küçük Türk beyliklerini kendine şartsız itaat etmeye zorlar. Etmeyenleri de ağır baskı altına alarak liderlerini öldürür.  748’de Suyab’ı zapt ve tahrip eder. Ertesi yıl Şaş (Taşkent) hükümdarı Bagatur Tudun, ‘‘Vassalık vazifesini yerine getirmediği’inden dolayı idam cezası çıkmıştır. Bagatur Tudun,Kao Hsien-chih’e barış teklif etmesine rağmen idam edildi. Şaş şehrini harap etti,yetişkin erkekleri tutsak olarak götürdüler onun dışında bütün yaşlı erkekleri, çocukları ve kadınları kestiler. Buradan çok ganimet elde ettiği bilinmektedir. Aslında onun öldürülmesi, Fergana İhşidiyle aralarının bozulmasından kaynaklanır. Fergana İhşidinin, Şaş hükümdarına karşı Çinliler’den yardım istemesi Kuça valise olan Kao Hsien-chih için çok iyi bir fırsat olmuştur. Burada Şaş  hükümdarı Bagatur Tudun’u idam ederek  Kao Hsien-chih büyük hata yaptığını söyleyebiliriz. Zapt ettiği bölgeleri talan edip, hazinelerini ele geçirip, karşı çıkanları öldürerek yerli halkların ona karşı nefretini uyandırmıştır. Belki de yerli halklar ile barış yoluyla anlaşarak hareket ederse, Bagatur Tudun’u yerinde bırakıp itaat altına alırsa, bu savaş gerçekleşir miydi, gerçekleşse bile Araplar kazanabilir miydi gibi soru işaretleri oluşmaktadır.

Şaş hükümdarı Bagatur Tudun’un oğlu babasının öldürülmesi üzerine, Isık-Göl civarında kalabalık bir halde yaşayan ve aynı zamanda bölgenin kuvvetli unsurunu teşkil eden Karluklar’ın yardımına müracaat eder. Taşkent hükümdarı Bagatur Tudun’un öldürülmesi ve Kao Hsien-chih’nin Şaş ahalisine karşı sert tutumu, başta Karluklar olmak üzere bölgedeki diğer Türk boylarını Çin’e karşı harekete geçmeye tahrik ve teşvik etmiştir. Ancak siyasi birlikten yoksun olan Türkler, Çin kuvvetleriyle tek başlarına mücadele edemeyeceklerinin farkına vararak Abbasi devletinin Horasan valisi Ebü Müslim’i, İslam’ın Türkistan’ın doğusundaki bölgelere yayılmasının önündeki Çin engeli ortadan kaldırmak için Çin’e sefer düzenlemeye ve hala Çin’in kontrolü altında olan Küsen, Kingit  Udun, ve Kaşgar bölgelerini fethetmeye ikna ederler. Ebü Müslim, Ziyad b. Salih’in komutanlığındaki orduyu Çin seferine gönderir. Salih, Kao Hsien-chih komutasındaki Çin ordusu ile Talas’ta karşılaştılar. Iki ordu arasındaki bu savaş beş gün devam etmiştir. Çin kaynaklarında başlangıçta Çinler’in safında yer alan Karluk Türklerinin savaş başlayınca Müslümanların saflarına geçtiği iddia edilmektedir. Muhtemelen Karluklar savaş başladıktan sonra son gün Çinliler’e karşı taarruza geçmişlerdir. Bazı rivayetlere göre de Karluklar savaş sırasında değil savaş başlamadan önce Araplarla anlaşarak böyle taktik uyguladıkları bilinmektedir. Burada dikkat çekici unsur Orta Asya’lı Türkler’in Çinler’le değil Araplarla birleşerek bu savaşı kazanmalarıdır. İki ateş arasında kalan Çin ordusunun büyük bir kısımı savaş meydanında kalmış, Kao Hsien-chih de az bir kuvvetle canını zor kurtarmıştır. Tarihi bilgilere göre de büyük kayıplar veren Çinliler’den, canını zor kurtarıp kaçanlar Isık-Göl üzerinden geçerek, Kuça’ya (An’si) ulaşmıştır. Çoğunluğu yolda dağlara da, geçitlerde öldüğü söylenmektedir. Kırgızlar arasında: ‘‘Kıtay kıtay kırılgır, Kırk döbögö cıyılgır’’ (Çinli Çinli kırılır, Kırk tepeye yığılır) denen deyim o olaydan sonra ortaya çıktığını ve Çin ordusunun büyük kayıp verdiği de buradan tahmin edilmektedir.

Aslında bu Talas savaşının sebepleri ile ilgili kaynaklar farklı farklı bilgiler vermektedir.

  1. İslam kaynakları:
  2. Talas savaşı hakkında bilgi veren ilk islam tarihçisi İbn Tayfur, çok kısa olarak Ebü b. Müslim’in Ziyad b. Salih’i Çin’e karşı sefere gönderdiğini kaydetmiştir.
  3. El-Makdisi’nin «el-Bed’ve’t-tarih» adlı eserinde: ‘‘Ebü Müslim, Ziyad b. Salih’i Maveraünnehr’deki bazı yerleri fethetmek için gönderdi. Ziyad bazı fetihlerde bulundu ve hatta Taraz ve Atlah’a ulaştı. Çinliler de harakete geçtiler ve sayıları yüz bünden fazla olduğu halde geldiler. Said, Taraz şehrini tahkim etti ve kendisi de şehre kapandı. Bu sırada Semerkand’daki karargahında bulunan Ebü Müslim civar valilerden Said için yardımcı kuvvetler ve gönüllüler teminini istedi. Said Çinliler’in üzerine bir kaç taarruzda bulundu ve onlardan 45 bin kişiyi katletti, 20 binini esir esir etti. Diğerleri kaçtılar. Müslümanlar onların karargahını ele geçirdişer. Said daha sonra Buharaya döndü’’.
  4. İbn el-Esir: ‘‘Fergana İhşidi ile Şaş meliki arasında ihtilaf olunca İhşid, Çin imparatorundan yardım iistedi. İmparator 100 bin muharip gönderdi. Bunlar Şaş melikini muhasara ettiler. Şaş meliki Çin imparatorunun hakimiyetini kabul etti. İmparator ona ve adamlarına kötü muamele etmedi. Bu haber Ebü Müslim’e gelince  Ziyad b. Salih’i onlara harp etmek için gönderdi. Müslümanlar zafer kazandı. Çinliler’den 50 bin kişi öldürüldü ve 20 bin kişi esir alındı. Kurtulanlar Çin’e kaçtılar’’.
  5. Çin kaynakları:
  • ‘‘751 yılında Taşkent seferine çıkan Kao Sien-tche , çok geçmeden Taşkent hükümdarını esir alarak Çin imparatoruna göndermiş ve öldürülmüştür. Bunun üzerine Taşkent hükümdarının oğlu, Çin’den intikam almak için komşu devletlerden yardım istemiştir. Çinliler’in haksız olduğuna kanaat getiren komşu devletler, yardım hususunda birleştirmişlerdir. Ayrıca Kuça, Karaşar, Hotan ve kaşkar şehirlerine karşı yapmayı tasarladıkları sefer için Arablarlar’la da anlaşmışlardır. Bundan haberdar olan Kao Sien-tche büyük bir ordu ile Arabları karşılamak üzere harakete geçmiştir.  Iki ordu Talas civarında karşılaştı. Beş gün devam eden çetin bir savaştan sonra Karluk  kuvvetlerinin ihaneti yüzünden Çin ordusu iki cephede çarpışmak mecburiyetinde kalmış ve askerlerinin çoğunu harp meydanında kaybederek ağır bir mağlubiyete uğramıştır.

Yukarıda gördüğümüz gibi İslam kaynaklarında bu savaşta 50 000 Çinli öldürülmüş ve 20 000kadar da esir alınmıştır. Çin kaynaklarında ise Çin ordusunun sayısı 30 000 olarak gösterilmektedir. Çin tarihçisi Wang Chih-hai’ye göre Talas savaşı’na katılan Çin ordusunun toplam sayısı 70 000 olup, bunların içindeki 40 000 asker Çin yönetimi altındaki Orta Asyalı yerli Türklerden oluşmaktaydı. Demek ki bu kanlı savaşta sadece Arap-Çin askerleri değil maalesef Çinler’in hakimiyeti altında kalan Türk askerleri de mecbur katılmış ve hayatlarını kaybetmiştir.

Talas Savaş’ının sonuçları

Talas Savaş’ının sonuçlarının kısaca özeti şunlardır:

  • Çin’in Batı Türkistan’dan çekilmesi. Çin, Hunlardan itibaren her fırsatta Türkler ve Türkistan toprakları üzerine nüfuz ederek, Türkler üzerinde hakimiyet kurma siyasetini takip etmekte idi. Türkler ile Çinliler arasındaki mücadeleler asırlar boyunca devam ederken, Talas savaşı neticesiyle son bulmuştur. Batı Türkistan üzerindeki emellerinden vazgeçmek zorunda kalmış başka bir ifadeyle Çin artık Batı Türkistan için bir tehdit unsuru olmaktan çıkmıştır. Bundan sonra Çinliler, Aşağı Türkistan’da cereyan eden olayları seyretmekle yetinecekler ve en ufak bir askeri müdahalede bulunmayacaklardır.
  • Karluk devletinin kuruluşu. Savaştan önceki yıllarda Batı Türkistan da sarsılmış olan Türk nüfuzu Talas savaşından sonra yeniden tesis edilmiş. Ve 766’da Karluk Türkleri müstakil bir devlet kurmuşlardır.
  • Arap-Türk ilişkileri. İslamiyetin Türkler arasında yayılmaya başlaması. Sasani Devletinin yıkılmasından sonra birbirleriyle temasa geçen Türkler ile Araplar arasındaki münasebetler karşılıklı mücadeleler şeklinde başlamış ve yarım asırdan fazla bir süre aynı şekilde devam etmiştir. Talas savaşında bu iki rakibin Çin’e karşı birleşmesi Arap-Türk münasebetleri bakımından bir dönüm noktası olmuştur. Talas savaşından sonra eski mücadele yerini barış ve dostluk almıştır. Böylece islamiyet Türkler arasında benimsenmeye yayılmaya başlamıştır. Daha önemli sonuçlardan biri de artık Türkler Abbasi Halifeliğinin başta askeri kadroları olmak üzere çeşitli idari kadrolarına alınmaya başlamıştır.
  • Kağıdın yayılışı. Talas savaşı dünya kültür tarihi bakımından da önemli rol oynamıştır. Savaşta esir alınan Çinler vasıtasıyla ilk defa Semerkand’da keten ve kenevirden kağıt imal edilmeye başlamıştır. Çok geçmeden İslam ülkelerine yaygınlaşarak Bağdat, Mısır, Sicilya ve Endülüs yoluyla Avrupa’ya yayılmıştır.

Talas savaşı, yukarıda sonuçlar neticesi ile Türk, İslam ve Dünya ve Dünya Tarihi bakımından büyük bir önem taşımaktadır ve taşıyacaktır.  Ama buna itiraz edip de sıradan bir savaş olarak görenler arasında Zekerya Kitapçı olmak üzere onu destekleyen Oktay Berber bulunmaktadır.  Örneğin Zekerya Kitapçı’nın dediğine göre Talas Savaşı:

  • ‘‘Araplar’ın Aşağı Türkistan hakimiyetleri sırasında sık sık örneğin gördüğümüz sıradan harplerden biridir.
  • Harbin ne Araplar ve ne de Türkler açısından hiç bir dini yönü yoktur.
  • Türkler muntazam askeri birlikler halinde ve Arap ordularının yanında, Çinlilerle çarpışmak üzere bir takviye gücü olarak katılmamıştır.
  • Talas zaferinin, bundan sonra İş Asya’da cereyan edecek olaylar ve gelişmelere netice itibarı ile tesir edecek hiçbir siyasi, dini yönü yoktur’’diyerek, böylece Talas savaşının Türklerin Müslüman olmaları ile ilgili uzaktan ve yakından hiç bir ilgisi olmadığını ve sadece İslam dinini çok daha yakından tanıma ve kendi dinleriyle çok esaslı bir mukayese yapma fırsatını bulduğunu dile getirmektedir.

Ben bu görüşlere katılmıyorum. Onlar için Talas Savaşı ne kadar sıradan bir savaş gibi anlatılsa da bizim için Talas Savaşı Türkler ve Türk tarihi için bir dönüm noktasıdır. Türkler uzun süre Türkistan’da Çin Devleti’yle mücadele halindeydi. Çin bu savaşla bütün Türkistan bölgesini hakimiyeti altına almak istiyordu. Fakat Türk-Arap işbirliği neticesinde Çin bu emeline ulaşamamıştır. Barthold bu savaş için, “Bu muharabenin Türkistan tarihindeki önemi çok büyüktür. Çünkü İslam ve Çin medeniyetinin hangisinin Türkistan’da hakim olacağı meselesi bu suretle halledilmiştir.” demektedir. Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere bu savaş sıradan bir savaş değildir. Evet sıradan bir savaş olarak kabul edilmemelidir.

SONUÇ

Talaş savaşının çıkma nedenini ve sonuçlarını yukarıda özetleyerek bilgi edinmiş olduk. Giriş bölümünde de dediğimiz gibi Kırgızistan tarihi bakımından bizim tarihimizde çok önemli yeri vardır. Birinciden, savaşın sonucu Tan İmpartorluğu’nun  Kırgızistan’ın topraklarına daha doğrusu Orta Asya’ya olan siyasi genişlemesi ve Orta Asya’nın iç işlerine karışması en az on beş bin yıla kadar durdurulmuştur. İkinciden, Arap Halifeliği’nin bu topraklara askeri seferleri de durdurulması, onun yerini barış almasıdır. Burada Prof. Dr. Erdoğan Merçil’in: ‘‘Batı Türkistan hakimiyeti üzerinde önemli etkisi olan bu savaşın kazanılması, Türkler’in bu bölge üzerindeki üstünlüklerinin devamına imkan sağlamıştı. Bu tarihten itibaren Türk-Arap münasebetleri dostça bir şekilde gelişmiş ve böylece İslam dini yavaş yavaş Türkler tarafından benimsenmeye başlamıştı.’ dediği gibi İslam dini artık zorla değil yavaş yavaş barış yoluyla benimsenmeye başladığı görülmektedir. Son olarak da Orta Asya’da İslam uygarlığı gelişti ve genişleyip yayıldı diyebiliriz.

Talaş savaşıyla ilgili kaynaklar kendi döneminde az yazıldığından dolayı az bilgilerle yetinmekteyiz. İleride daha iyice araştırılıp, iyice değerlendirmeye ihtiyaç duymaktadır dersem yanlış olmazdır.  En önemlisi de bu savaşın ne kadar önemli olduğunu ders, tarihi kitaplarda da yer vererek gelecek nesil, kuşakları bilgilendirmeliyiz.

 

 

 

 

                                      Kullanılan Kaynaklar:

 

CIBIKEYEV, Salamat: Talasskaya bitva mejdu voyskami velikoy imperii Tan i Arabskogo halifata zaverşilos’ poçti polnım istrebleniem Tanskoy armii, www.nisi.kg.

ÇAKAN, Varis: Orta Asya Türk Tarihine Giriş, Ankara, 2015.

KENENSARİYEV, Taşmanbet: Talas salgılaşuusu cana anın maanisi,   http://barakelde.org/muras/news:

KELEŞ, Bahattin: Talas Savaş’ının Türklerin İslamiyet’i kabul etmelerindeki yeri ve önemi, Türk Dünyası Araştırmaları, Sayı:225, Aralık 2016.

KİTAPÇI, Zekeriya: Türk Boyları Arasında İslam Hidayet Fırtınası, Moğollar arasında İslamiyet. Konya, 2000.

MERÇİL, Erdoğan: Müslüman-Türk Devletleri Tarihi, Ankara, 1997.

ÖĞEL, Bahaeddin: Türk Kültür Tarihi, Ankara, 1984.

ÖZAYDIN, Abdulkerim: Türklerin İslamiyeti kabulü, Türkler Ansiklopedisi, Cilt: 4, Ankara, 2002.

TEKİN, Arslan: Türk’ün Tarihi, Kariyer yayınları, İstanbul, 2012.

YILDIZ, Hakkı Dursun – İslamiyet ve Türkler, İstanbul, 1980.

 

 

Shakhrizada KALYBEK KYZY, Gazi Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi

Bahaeddin Öğel, Türk Kültür Tarihi, Ankara, 1984, s. 303.

Abdulkerim Özaydın, Genel Türk tarihi, Ankara, 2002, s.628.

Arslan Tekin, Türkün Tarihi, İstanbul, 2012, s.141.

Varis Çakan, Orta Asya Türk Tarihine giriş, Ankara, 2015, s.328.

Hakkı Dursun Yıldız, İslamiyet ve Türkler, İstanbul, 1980, s.33.

Çakan,a.g.e,s. 329.

S. Cıbıkeyev, Talasskaya bitva mejdu voyskami velikoy imperii Tan i Arabskogo halifata zaverşilos’ poçti polnım istrebleniem Tanskoy armii, www.nisi.kg.

Zekerya Kitapçı, Türk Boyları Arasında İslam Hidayet Fırtınası, Moğollar arasında İslamiyet, Konya, 2000, s.137.

Çakan, a.g.e, s.329.

Özaydın, a.g.e, s.422.

Taşmanbet Kenensariyev, Talas salgılaşuusu cana anın maanisi,   http://barakelde.org/ muras/news:219

Yıldız, a.g.e, s.35.

a.g.e, s.330.

a.g.e,s.37.

a.g.e, s.628.

Kitapçı, a.g.e, s.139.

a.g.e, s.422.

a.g.e,s. 332.

a.g.e, s.142.

a.g.e, s.s.138-139.

Bahattin Keleş, Talas Savaş’ının Türklerin İslamiyet’i kabul etmelerindeki yeri ve önemi, Türk Dünyası Araştırmaları, Sayı:225, Aralık 2016, s.93.

Erdoğan Merçil, Müslüman-Türk Devletleri Tarihi,   TTK, 1997. S. F.I

Yazar:

Shahrizade Kalybek KYZY

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here