Tarih Gerçekleri Değil, Sadece Egemen Gücün Gerçeklerini Yazar

0
224


Tarih gerçekleri değil, sadece egemen gücün gerçeklerini yazar, cümlesinin tezahür ettiği en büyük gelişmelerden biri İkinci Dünya Savaşıdır. Avrupa’da 1 Eylül 1939 tarihine gelindiğinde Almanya’nın Polonya’yı ilhak etmesiyle birlikte başlayan büyük harp kısa sürede bölgesel olmaktan çıkıp, küresel bir hadiseye dönüştü. Siyasi tarih olarak başlangıç bu zaman dilimini işaret etse de aslında savaşın Birinci Dünya Harbinin bitmesi ve arkasından imzalanan antlaşmalarla başladığını belirtmek daha doğru olacak. İç hesaplaşmanın henüz kapanmadığını yapılan antlaşmalar açıkça ifade etmekteydi, nitekim Osmanlı Devleti ile imzalanan Sevr Antlaşmasına karşılık, Türk Milleti ölüm kalım mücadelesi olan Kurtuluş Savaşı ile son Osmanlı Mebusan Meclisinin belirlemiş olduğu Misak-i Milli sınırlarını elde etmek için varını yoğunu ortaya koyarak, Birinci Dünya Savaşını tamamen neticelendirmek için İstiklal Harbine girişti. Birinci Dünya Savaşından sonra en hızlı reaksiyonu Türk Milleti vermiş ve ezelden beri ruhu ile bir olmuş olan bağımsızlık hüviyetini yeniden kazanmıştı. İstiklal Harbi sadece Türk tarihi için değil Dünya siyasi tarihi içinde önemli bir basamak arz ediyordu. Özellikle emperyal güçlerin sömürüsü altında yaşayan birçok ulus daha sonra bu savaşı ve Mustafa Kemal Atatürk’ü örnek alarak ulusal bağımsızlıkları için başkaldıracaklardı.

Günümüzde taraflı tarafsız herkesin Hitler’e ve Hitler Almanyasına karşı lanetler atfettiği bilinmekte. Peki salt Hitleri suçlamak doğru olur muydu? Hitler Almanyası İkinci Cihan Harbini kazanmış olsaydı bugün ki eleştiriler olabilir miydi? Tabii ki cevap hepsi içinde hayır olacaktır. Tarih hiçbir zaman mağlup olanı haklı göstermez, eğer kaybettiyseniz hatalı sizsinizdir. Eksilik ya da hata sizde olduğu için savaşı ya da bağımsızlığınızı kaybetmişsinizdir. Afrikalıların güzel bir atasözü vardır ”Aslanlar avcılık tarihini yazmadıkça avcılar, avcılık tarihini yazmaya devam edecektir ” Yenilenler de kendi tarihlerini haklı olarak yazmadıkça hep haksız olarak anılmaya devam edeceklerdir. İkinci Dünya Savaşından sonra müthiş bir Alman düşmanlığı dünyaya yayılmaya başladı, elbette Hitler Almanyasının yapmış olduğu katliamları ya da sebep oldukları savaş yüzünden ölen milyonlarca insanı inkar etmemek gerek ama burda sadece Almanları sorumlu tutmak hatta suçlamak ne kadar doğru olur?

Birinci Dünya Savaşından sonra Almanlarla Versay antlaşması imzalandı, bu antlaşma Almanların uzun vadede: ekonomik, siyasi ve savunma açısından toparlanmasını engelleyecek yaptırımlarla dolu idi. İşte asıl savaş bundan sonra başlayacaktı, Alman ulusunu köleliğe mahkum etmek, ileride çıkacak olan savaşın şiddetini o denli etkilemişti ki Almanlar kin ve nefret doluydu rakiplerine karşı. Bu dönemde yaşanılan ekonomik buhran bu kinin tuzu ve biberi olacaktı. Almanlar kendilerine yapılan bu kötülüğü asla unutmadı ve içlerinde nefret olarak yeşertmeye başladılar. Böyle bir ortamda siyasi havayı iyi süzen Hitler gibi liderler ortaya çıkarak halkına umut aşıladı ve ülkesinde iktidara gelene kadar siyasi seçimler için çalışmalarını sürdürdü. Kademeli olarak aldığı oyu yükselten Hitler en sonunda iktidara geldi ve bu esnada Alman halkına verdiği vaatleri yerine getirme fırsatı elde etti. Almanya ulusal bütünlüğünü İtalya ile birlikte en geç tamamlayan ülkelerden biriydi, dolayısıyla diğer Avrupa ülkelerinden sömürü yarışından çok gerikalmıştı. İçine kapanıp sanayisini büyütmeye başladı ve zamanla ekonomik olarak güçlü bir hale geldi ve sömürü pazarından kendisine de bir pay almak için dünya harbine girdi. Almanların oluşturduğu blok, Almanya hariç pekte umut veren ülkelerden oluşan bir blok değildi. Avusturya-Macaristan Veliahtı Franz Ferdinand’ın Sırp bir milliyetçi olan Gavrillo Princip tarafından öldürülmesiyle başlayan Birinci Cihan harbi, Almanların müttefiki olan ülkelerin Almanlar kadar güçlü olmayışı neticesinde savaşı kaybetmelerine neden oldu. Almanlar bu harbi hiç unutmayacaktı özellikle o savaşta on başı olan Hitler, Fransızlara kaybetmelerini asla gururuna yediremeyecektir. Öyle ki İkinci Cihan Harbin’de Almanlar, Frsansa’yı işgal ettiğinde, Birinci Dünya Savaşı’nda Almanlara bir trenin vagonunda imzalattıkları Versay’ın intikamını almak için Hitler’in emri ile aynı trenin vagonunun getirilmesini emretmiş ve burda Fransa’nın teslimini sunan antlaşmayı imzalamayı uygun görmüştür. Antlaşma esnasında ise Hitler vagona girip hiçbir suretle Fransız temsilcilerine bakmadan antlaşmayı imzalamış ve terk etmiştir vagonu. Hitler’in burdaki tavrı aslında her şeyi özetliyor, savaşı kaybeden Almanya’ya imzalatılan ve ağır şartlar içeren Versay antlaşması Almanların ruhunda derin bir yara açmıştı ve bu yaranın kapanması da asla mümkün görünmüyordu.

Almanları yeni bir cihan savaşına Avrupa kendisi sürükledi, bu esnada Hitler gibi liderlerin çıkması da son derece doğal bir durumdur. Hitler değil de yine bir başka lider çıksaydı yine senaryo aynı olabilirdi. Köşeye sıkıştırılan Almanya kurtuluşu savaşta bulmakta haklıydı, başka türlü halkının kini ve öfkesi dinmeyecek, içinde bulunduğu ekonomik bunalım son bulmayacaktı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here