HARB-İ UMÛMÎ’DE BİR DAMAR: TEŞKİLÂT-I MAHSUSA/UMÛR-U ŞARKİYE DAİRESİ

0
162

İstihbaratın lugatmânâsının anlaşılırlığı, insanın varlığına belirgin bir niteliği yüklemekte; duyumun, görümün ve aktarımın içerik değerini hassaslaştıran bir hususiyet temin etmektedir. Elbette ki askerî ve idârî önemi dünya ülkelerince sahiplenilmiş kritik bölgelerde, haberleşme faaliyetlerinin çok daha hareketli olduğunu görmek kaçınılmazdır. Tarihî dönemlerin değişebilirliğine, devredilirliğine karşın devletlerin ve memleketlerin varlık ve birlik davasında, kaderlerini tayin hususuna yönelik değişmezliği ve olguyu belirgin kılan mücadele ruhu müşterek vesiledir. Fakat Teşkilât-ı Mahsûsa’nın istihbarata atfen teşekkülü tartışmaya oldukça meydan veren bir meseledir.
Devlet-i Âliyye’de istihbarat dendikçe aklı ilk meşgul eden isim, şüphesiz ihtiyatlı atılımlarıyla tarihî hafızada yer edinen Abdülhâmîd-i Sânî (II. Abdülhamit)dir. Devletin istihbarat kurumundan yoksun olması bir yana, Yıldız Sarayı’na bağlı, maaş karşılığında yürütülen bir sistemin (jurnalciliğin)hepimizce mevcudiyeti malumdur. II. Meşrûtiyet bu sistemi nihayete uğratmıştır.Bundan sonraki evrede baş gösteren hasım ve kan emici mihrakların Osmanlı’nın parçalanması uğruna ittifak içinde yürütecekleri icraatlarda, haber alma ve takip, yapılacak hamlelerin ana merkezi olacaktır. Dönemin hükümet ve yönetim aleyhtarı münevverlerinin de ilavesiyle İttihat ve Terakki’nin felaket dolu yıllardan istifade etmesi, bu durumu mensup oldukları kuruluşu ön plana çıkartacak bir dizi girişimin nedeni haline getirmiştir. Teşkilat-ı Mahsûsa (1915’ten sonra Umur-u Şarkiye Dairesi) İttihat ve Terakki mensuplarının mücadele ruhunun belirli amaçlar doğrultusunda örgütlenmiş askerî bir uzantısı sayılabilir.
Yarbay Hüsamettin Ertürk’ün ve Philip Stoddard, Tevfik Bıyıklıoğlu gibi kıdemli münevverlerin ifadelerinde yer alan müteaddid tarihlerin karşılaştırılması, bize söz konusu teşkilatın kuruluşuna dair muayyen ve sabit bir veri sunmamaktadır. Bunun yanı sıra Mustafa Balcıoğlu’nun arşivdeki verimli faaliyetleri neticesinde ulaştığı belgeler bize teşkilatın tesis tarihinin 17 Kasım 1913 olduğunu göstermektedir. Her halükârda sabit olan, örgütün I. Dünya Savaşı’ndan az evvel tesis edildiğidir.
Pan-Türkist ve Pan-İslamist çizgiyi istikamet belleyen bu yapılanma; Osmanlı topraklarını bölmek, parçalamak ve yutmak ülküsüyle yanıp tutuşan (bir zamanlar Osmanlı’nın hizmetinde gayretkeş olan fakat sonra çoğu sömürgeleştirilmiş toplulukların yerel halk önderleriyle münasebet kurmak,bir kısmını da para yahut makam vaatleriyle aldatmak, satın almak suretiyle peşkeş çeken) yabancı devletlerle mücadele etmek;Türklüğün ve Müslümanlığın çadırında düşman unsurlara karşı birliği sağlamak gayesi gütmüştür. Bilhassa Harb-i Umûmi yıllarında ajanlık faaliyetlerinin düşman saflarında hız kazanması, İttihatçıları bu uğurda manidar bir çabaya sevk etmiştir.
İttihat ve Terakkî’nin üç adamından biri olan Enver Paşa’nın direktifleri, teşkilat içerisinde vuku bulan müdahalelerin bağlayıcı zincirleridir. Süleyman Askerî Bey riyasetinde kurulan dairede dikkate değer husus, teşkilatın ilk zamanlar Harbiye Nezaretine bağlı olmadığıdır. Enver Paşa’nın Harbiye Nazırı olacağı tarih 11 Ocak 1914’tür ve dolayısıyla teşkilat da bu tarihten sonra Harbiye Nezaretine bağlı resmî bir daire olarak anılacak, kadro çalışanlarının maaşları Harbiye Nezaretinde vazifelendirilen muhasebe dairesinden temin edilecektir. Zaten teşkilatın süreğenliğini sağlayan temel zeminin askerî alanda muhafaza edilmesi, teşekkülün istihbarat yönüne eğilim gösteren algıları tereddüte düşerecek türdendir. Osmanlı’nın savaşa Almanya’nın müttefiki olarak katılmasının Enver Paşa’dan başka Sadrazam Sait Halim Paşa, Bahriye Nazırı Cemal Paşa, Dahiliye Nazırı Talat Bey ve Meclis Başkanı Halil (Menteşe) Bey gibi öncü şahısların onaylayıcı tutumuyla da desteklendiğini unutmamak gerekir.
Teşkilatın aktörlerinden Süleyman Askerî Bey savaşın bidayetinde (başlangıcında) Irak ve Havalisi Komutanı olarak vazifelendirilmiş, burada 1914-1915 yıllarında İngilizlere karşı savaşmıştır. Irak’taki mücadelenin muvaffakiyette kifayetsiz oluşu, Enver Bey’in yakın arkadaşı olan Askerî Bey’i ne yazık ki hayattan koparmak için en yakın sebep (intihar) olarak cereyan etmiştir (11 Nisan 1915, Şuayyibe Muharebesi).
Yoğunlaşan casusluk hareketlerinde düşman saflarında en etkin iki güç, Doğu Anadolu ve Kafkasları hedef almakta gecikmeyen ve Ermeni aşiret önderleriyle yakın temas kuran Ruslar, petrol bölgelerinde arayış içerisinde olan İngilizler olarak karşımıza çıkar. Umûr-u Şarkiye Dairesi ise bilhassa İngiltere, Fransa, Rusya, Bulgarlar, İtalyanlara vb. karşı stratejik noktalara yerleşip buralarda mukavemet ederken düşman işgaline hedef olacak mıntıkaları, düşmanların tesir alanından uzak tutmaya gayret ediyor, bölgelerdeki aşiret önderleri ve ileri gelenlerle irtibatı güçlendirmeye önem veriyordu. İmparatorluk içindeki fitneci, ayrıştırıcı grupları tasfiye etmek örgütün ana amaçları arasında yer alıyordu.
Teşkilat-ı Mahsusa’ya emekleriyle katkıda bulunan yönetici vasıflı kişiler sırasıyla Süleyman Askerî, Ali Başhamba (Tunuslu vatanperver ve milliyetçi), Hüsamettin Ertürk’tür.
Daire; masa ve şubelerden oluşmaktadır. Yine Mustafa Balcıoğlu’nun yapmış olduğu araştırmalar neticesinde ulaştığı bir belgeye göre 1918’de dairenin;
1. Tercüme ve Telif Şubesi,
2. Hindistan, Mısır, Afgan, Arabistan Şubesi
3. Şark Şubesi,
4. Rumeli Şubesi,
5. Afrika-yı Şarki ve Afrika-yı Garbî Sevkiyat, Umur-u Tanzimiyye, Muamelat- ı Zatiye, Kurye Şubesi
6. Evrak ve Dosya Şubesi,
7. Muhasebe Şubesi olmak üzere yedi şubesi vardır.
Teşkilatın ana gücünü oluşturan etmenlere baktığımızda nizamî ordunun yanı sıra takviye amaçlı gayrı nizamî kuvvetlerin varlığıyla iş birliği içerisinde yürütülen çalışmaların varlığı açıktır. Siviller ve İttihatçı asker fedailer, gönüllüler, kadronun kaynaklarını temsil eder. Çok geniş bir alanda dünyanın en yeni teknolojik gücüne ve en güçlü haber ağlarına sahip devletlere karşı (İngiltere en etkili istihbarat servislerine sahiptir) mücadele veren örgütün D. Anadolu, Kafkaslar, Suriye’den tutun da Kuzey Afrika, Hindistan, Türkistan, Rusya içlerine kadar ajanlar göndermesi; bu uğurda ortaya konan gerek maddî gerek manevî fedakarlıklar, yitirilen insan sayısı İslam mefhumuna yüklenen anlamın nişanesidir. Fakat tüm bu anlamlar bütünü, yani Pan-İslamist akıma gerektiğinden fazla teminat duymak, düşman devletlerini zayıflatmaktan öte Osmanlı’daki lojistik sıkıntıları ve kayıpları ziyadeleştirmiştir.
Osmanlı’daki azınlık gruplardan (Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Sırplar, Arnavutlar, Araplar vb.) bir kısmının çeşitli vaadlerle satın alınması, ajanların gereken tecrübeden yoksun oluşu, Rauf Bey Müfrezesi’nde (Almanlarla iş birliği içinde gerçekleştirilmesi umulan fakat tatbikatta akim kalmış, bir yıldan fazla süren operasyonda) Almanlarla Türkler arasında müttefikliğin sözde kalıp (Almanlar da Osmanlı topraklarına casus yerleştirmişlerdi) artık bir didişme halini aldığı anlaşmazlıklarla geçmesi gibi sebeplerle Umûr-u Şarkiye Dairesi arzu ettiği gibi bir başarıdan nasipsiz kalmıştır.
Kısa bir zaman evvel Osmanlı’nın farklı kıtalar da almış olduğu yenilgilerin; elden kayan topraklar, halkın maruz kaldığı siyâsî ve iktisâdî çöküntü ile birlikte altı çizildiğinde yaşadıkları dönemin gidişatına ferdî duyarlılıkları, entelektüel birikimleri ve hassas duygularla yön veren (genellikle doktor, mühendis, subay, gazeteci gibi)askerî nitemleriyle birlikte hayat sahasındaki yetkin halleriyle maruf münevverlerin azmi, gerektiği ölçüde anlaşılır olacaktır. Mondros Müterekesi’nin imzalanmasıyla resmî olarak ilga edilen kuruluş, devletin düşmana karşı bütünlüğünü ve istikbalini tehdit noktasındaki gayretlerine bir süre daha devam edecektir.

Gamze Şentürk

KAYNAKÇA
1) BALCIOĞLU, Mustafa, Teşkilat-ı Mahsusa yahut Umur-u Şarkiye Dairesi, Dinamik Akdemi, Ankara 2011.
2) GÜNEŞ, Gönül, Teşkilat-ı Mahsusa ve Birinci Dünya Savaşı’ndaki Faaliyetleri, Hacettepe Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Ankara 2013.
3) Pelin Çift İle Gündem Ötesi , TRT 1 Televizyonu (02.01.2018).

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here