Gelişen Teknoloji ve Değerlerin Çöküşü

0
109

Einstein’ın Özel Görelilik kuramı ile yaşadığımızı öğrendiğimiz günden bugüne yaklaşık olarak yüz küsür yıl geçti. Yüz yıl içerisinde o kadar çok ilerleme meydana geldi ki bunları dile getirmek bir yana yaşamın bile nasıl geçtiğini tarif etmek mümkün değil. Özellikle Milenyum Çağı ile birlikte zaman kavramı sanki bir saman alevi gibi çabucak tükenir oldu. Bu kavramı bile biz insanların oluşturduğunu, Dünya’nın ve dolayısıyla Evren’in bu kavramdan bağımsız olduğunu biliyoruz. Peki nelerdi zamanı bu denli tüketen gelişmeler?

İkinci Dünya Harbi esnasında, Hitler’in emri ile Alman bilim adamlarının günümüz bilimsel gelişmelerin proto evresini oluşturduğunu, günümüzde yaşanan bir takım gelişmelerden biliyoruz. Mesela Alman V2 füzelerinin, ABD yapımı Toma Hawks füzelerinin öncülü olduğunu, V2’nin teknolojik özelliklerinden ve tasarımdan yararlanıldığı bilinmekte. Sağlık alanındaki birçok gelişmenin öncüsü olarak yine o dönemler gösterilir. Geniş çaplı bir savaşa girişiyorsunuz, bu savaşı kısa sürede sonuçlandıracak ve en az kayıpla kazanacağınız imkanların sizde olmasını istiyorsunuz. işte bu gerekçeler o güne kadar hiç olmayan bir takım teknolojik gelişmelerin yaşanmasını sağladı. Bir nevi zorunluluk bazı yeniliklerinde meydana gelmesinde önemli bir ol üstlendi. Dünya harbinden sonra ABD ve Sovyetler’in başını çektiği çift kutuplu dünya düzeni oluştu. Bu iki süper gücün birbirlerinin gücünü sınama çalışmaları da akabinde yine bazı yeni gelişmelerin yaşanmasına imkan sundu. Özellikle uzay yarışı bu gelişmeler için büyük önem arz eden bir gelişmeydi.

2000’li yıllara gelene kadar bilim, İnsanlık tarihinin başladığı zamandan günümüze kadar birikerek ilerledi, 2000’li yıllar ise daha önceki yaşamış hiçbir toplumun kolay kolay tasavvur edemeyeceği kadar büyük gelişmelerin ve hızlı ilerlemelerin yaşanacağı bir zaman diliminin başlangıcı oldu. Kırılmada esasında burda başlıyordu. Değer yargıları, kültürel öğeler, sosyal yaşam ve birtakım inançlar da değişmeye başladı, hatta ortadan kalktı dersek yeridir. İnsanoğlu tüketmeye programlanmış bir robot misali doğa da ve çevresinde ne var ne yok çılgınca tüketme eğilimi içine girdi. Aslında bu yeni dünya düzeni insanları böyle bir alışkanlığa bilinçli bir şekilde sevk etti. Kapital ekonomi bu gelişmelerin yaşanmasının bir numaralı azmettiricisi oldu denilebilir. Teknolojik ilerlemeler aslında zamanı da kısaltıyor, günlerce gidilen yollar saatlere, bazende dakikalara düşecek kadar hızlandırdı. Bu gelişmeler bir bakıma iyi iken bir bakıma da bazı şeyleri anlamsızlaştırdığı için kötü oldu. Her şey bu çağda sanki çok çabuk tüketilmek için varmış gibi hareket ederek, değerli olan olguları değersizleştirilmesine neden oldu. Koşulların iyileşmesiyle birlikte eskiden bulunmadığı için sıkıntısı çekilen ürünlerin artık kolayca erişilebilir olması, insanları tembelliğe ve açgözlülüğe de sevk etti. Önceden bu kadar çok şirket ve sektör yoktu, bundan ötürü herkes sanki bir elden çıkan ürüne mahkummuş gibi o şeylerin yokluğunu çekiyordu. Bu durum sadece Türkiye’ye has bir durum değildi, dünya genelinde insanlar her şeye kolayca erişemiyordu. Bunu sadece gelişmişlik düzeyi geri kalmış ülkelere göre çok daha ileride olan ve teknoloji-bilim gibi olguların merkezi konumunda yer alan ülkeler çekmiyordu. Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkeler gelişmiş teknoloji ve sanayileri ile tüm dünya ülkelerinde eksikliği hissedilen ürünleri üretip, halkına sunuyor ve tüm dünya ülkelerine pazarlıyordu. Zamanla birlikte şirketler çoğalmaya başlayınca hem daha ucuz hem de daha çok ürün üretilmeye başladı, böylelikle erişim arttı. Aynı zamanda sanayi kuruluşları diğer ülkelere de yayılmaya başlayınca, uluslar kendileri de bu tür ürünleri üreterek halklarının mağduriyetini giderdi. Bu dönemsel değişim görece 2000’den sonra meydana geldi.

Bizler her şeye çok rahat ve hızlı bir şekilde ulaştığımız için artık hiçbir şey eskisi kadar da değerli değil, çok eskilere gidersek 1980’lere köylerde sadece bir hanede televizyon olurdu. İnsanlar bu evde toplanır önemli-önemsiz her şeyi heyecanla izler ve bundan büyük zevk alırdı. Bugüne baktığımızda artık her evde hemen hemen onlarca televizyon vardır diyebiliriz. Bunu salt televizyon olarak düşünmeyin, elinizdeki telefonlardan, tabletlere ve bilgisayarlara kadar birçok araç var televizyonun yerine geçen. O zaman tek olan şey insanlar arasındaki bağları kuvvetlendirmek ve birlikte zaman geçirmeleri için bir fırsat sunarken, bugün o şeyin varyasyonları insanları birbirinden ayırdığı yetmediği gibi aynı çatı altındaki insanların bile birbirlerine yabancı olmalarına neden oldu. Sadece bu mu? Yeni nesiller teknolojinin nimetlerini faydalı işler için kullanmak yerine iyice birbirlerinden uzaklaşmak, asosyal ve sanalist insanlar oldular. İnsanlar daha bencil olmaya bazı duygularını kaybetmeye başladı ve zamanla ulusu bir arada tutan bağlarda bu yabancılılaşma yüzünden kopacaktır.

İnsanoğlu teknolojiyi geliştirerek ve her şeyi hızlandırarak aslında kendini tükettiğinin farkında olamadı ve bu gidişle daha da ileri yaşanacak gelişmeler, eski kuşakların getirdiği birçok değeri ortadan kaldıracak ve sürekli her şeyi kolayca tüketen nesiller yaşanılması her açıdan zor bir dünya yaratacak….

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here